Bu yazıyı baskı altında yazdığımı belirtmek isterim. Nasıl bir baskı, baskı
nedir, ne için vardır. Neyse tüm bunları aşıp modern topluma aidiet duygusu ile
bağlanıp kudururken, elimize akıllı bir şeyler tutuşturuldu. O meşhur kuş, şu
var ya mavimsi olan. Onun için 140 karakter şarkılar ötmeye başladık. Şimdi ne
alaka, geçenlerde bir takipçim, galiba tek takipçim; beni tehdit etti. Yazı
yazmazsam takibi bırakacakmış. Dedim ellah.
Ben nasıl yazarım, yazı nedir, kaç karakter isteniyor derken
dedim tamam ben bunu yazarım. Ne yazsam diye düşünürken, birkaç fikir belirmeye başladı. Solcuların azlığını
eleştirip, sağcıların aptallığı ile dalga geçeyim dedim. Sonra bir anda ellah
diye tuttum kendimi.
Klasikleşmiş bir muhabbet vardır. Klasik derken herhangi bir
enstürman çalamıyorum, çalabilseydim paylaşırdım tek takipçimle. Bu seferde
albüm yapmamı isterdi o ayrı. Muhabbette kaldık, hele durun ben bir çay
koyayım. Şimdi mevzu çok dağıldı, bir toparlasak mı derken O. Wilde’ın ruhu çıkıverdi karşıma, çaya çok
vurdum galiba. ‘Dağınıklıkta yaşanmışlık vardır.’ Dedi sonra oturdu muhabbete
başladık. Muhabbete daldık ben yazıyı tekrar toparlayamadım. Wilde emmi diyordu
ki; ‘Afrika’ya ilaç paketleri yolluyorduk ama üstünde tok karınla için
yazıyordu.’ Dedim Wilde mevzuyu dağıtma zaten bu sözü de bir yerden duymuştum.
Neyse evden kovdum Wilde’ı , zor oldu ama bitti.
Bir ara Nietzsche nin yüzü belirdi pencerede dedim oğlım git, benim evime niye geliyorsun. Bak solcusuda liberalide hiçbirşeyi olmayanı da senin setini alıp evinde okuyor oraya git. Bıyıklarını burkup kafasını tutup gitti.
Misafirler yüzünden yazıyı yazamadık. Neyse mevzunun özüne gelirsek. Şunu iddia edecektim, İnsanın geçmişi ile kurduğu samimi bağların gelecekle alakası yoktur. Gelecek dediğimiz hadise geçmiş boyunca yaptığımız tercihlerden ontolojik olarak bağımsızdır. Şartlar… Şartlar demiyeydim eyiydi, Marks yan odadan çıka geldi. Bursu yatmış traş olmuş. Şartlar dedi başladı. Xalo dedim sen git şu keko Darwin ile arandaki ithaf mevzusunu çöz neyse kent kartı aldı gitti.
Bir ara Nietzsche nin yüzü belirdi pencerede dedim oğlım git, benim evime niye geliyorsun. Bak solcusuda liberalide hiçbirşeyi olmayanı da senin setini alıp evinde okuyor oraya git. Bıyıklarını burkup kafasını tutup gitti.
Misafirler yüzünden yazıyı yazamadık. Neyse mevzunun özüne gelirsek. Şunu iddia edecektim, İnsanın geçmişi ile kurduğu samimi bağların gelecekle alakası yoktur. Gelecek dediğimiz hadise geçmiş boyunca yaptığımız tercihlerden ontolojik olarak bağımsızdır. Şartlar… Şartlar demiyeydim eyiydi, Marks yan odadan çıka geldi. Bursu yatmış traş olmuş. Şartlar dedi başladı. Xalo dedim sen git şu keko Darwin ile arandaki ithaf mevzusunu çöz neyse kent kartı aldı gitti.
Yazıyı bağlayacağım bu sefer. Varoluş kaygılarımız, yaşamak zorunda olduğumuz hayatın birer destekleyicisi olduğumuz gerçeğini
örtmemekle, kafamızda süre gelen çelişkilerle beraber zararsız canlılar
kategorisine alınarak kafeslerimiz bir üst versiyona geçirilecek. Buradan yürürüm
diye düşünürken... Nalet gelsin kapı ziline, al bir bu eksikti ev sahibi Keynes
geldi. Açtım kapıyı ne var dedim. Adam, cevap vermedi. Umurlarında mı tabi.
Kirayı istedi. Marks’ın verdiğini söyledim homurdandı. Tüm
dairelerin zamlandığını kendisinin de
zam yapma hakkının olduğunu söyleyerek aşağı indi. Küfretmedim.. yok etmedim. İşte bu adam,
Adam ile beraber şah olurlar dedim.
Neyse yazıdan bahsetmiyecem artık. Zaten çevrede o kadar çok yazar var ki, bazılarının köşesi bile var. Hangi güruhtan olursa olsun, o kalem ele alınınca bir başka oluyorlar. Sanki onlar insanlık tarihinin savunucusu yeni nesillerin aydınlatıcısı. Neyse iki onlara da sövemedim. İşte bizim ev de böyle gidiyor. Bir gün misafir olursan-ız- anlarsınız beni. Zaten Marks kalabalıkları seviyor. Herkes gittiğinde gel bulaşık yıkayalım deyince yazı yazacam diyor.
https://twitter.com/MarksEvArkadasi
Neyse yazıdan bahsetmiyecem artık. Zaten çevrede o kadar çok yazar var ki, bazılarının köşesi bile var. Hangi güruhtan olursa olsun, o kalem ele alınınca bir başka oluyorlar. Sanki onlar insanlık tarihinin savunucusu yeni nesillerin aydınlatıcısı. Neyse iki onlara da sövemedim. İşte bizim ev de böyle gidiyor. Bir gün misafir olursan-ız- anlarsınız beni. Zaten Marks kalabalıkları seviyor. Herkes gittiğinde gel bulaşık yıkayalım deyince yazı yazacam diyor.
https://twitter.com/MarksEvArkadasi

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder