Mevzular

Mevzular başlıyor...

31 Temmuz 2014 Perşembe

8.               

 

                Baş-ka


                 Sıcak kavurmaya başladığında bizi, Bakunin'in yokluğunu hissetmeye başladık. Gideli bir kaç ay olmuştu. Hastanedekiler bu duruma alışmaya başlamıştı. Hatta başlamaktan çok durumu özümsemiştiler. Özümseyenler ile oturup tv izlerken bir baktık ki, yakıp yıkan, gökyüzüne çıktıktan sonra yeryüzünde sörf yapan, üstüne yetmezmiş gibi birde gözleri ile her tarafa lazer ışını saçarcasına konuşan bir insan evladı ekranda. Neyse kanalı değiştirdik. Yetmedi televizyonu kapattık.
                
                Gündelik işlerimizin arasında Marks ile kitaplar hakkında konuşuyorduk. Mehmet Uzun'u çok sevdiğini Aynur dinlemeye ise bayıldığını söyledi. Bu hikaye bir yerden tanıdık geliyordu ama...  Girdiği hava hoşuma gitti, onun için pek müdahale etmedim. Biz entelektüel muhabbetimiz ile taşların arasında duran çalı çırpıları yakıp yıkarken çayımızda demleniyordu. Güneşin en çok terlettiği vakitlerdi. O sıra bir kamyonet karşıda yapılmakta olan inşaatın yanına yanaştı. Bir tabela indirdiler ve girişe astılar. Ne yazdığını okuyabilmek için dikkatli baktık. 'Özel Sağlık Merkezi' diye yazıyordu. Özel bir sağlık anlayışları vardı herhalde.
...
                
                Olayın özeti şu, battık. Dayanamadık. Bizi derbeder hatta yerle bir ettiler. Mahvolduk. Çürüdük, koktuk. Bir poşete konulup çöpe atıldık. Çöp arabası ile büyük çöplüğe vardık. Geri dönüşüm ile dönebildik hayatımıza.

....
                
                Hastane macerasını daha uzun ele alacağım ama şu an öncelikli problem şu ki, evden atılıyorduk galiba. Hastanede olduğumuz zaman dilimi içerisinde kirayı aksatmıştık. Malum ev sahiplerimiz emlakçılar ile mahalle düğününde bu mevzuyu uzun uzadıya, ya da bir kaç küçük cümle ile çözüm bulmuştular; bizi çıkarmak.
                
                 Bunları duyduğumuz zaman hemen girdik söze 'warmî öle'... Çıkmamaya kararlıydık. Bunu gördüklerinde kiraya zam yaptıklarını bildiriler ile haber verip, balkonun dibinde basın açıklamasını yaptılar. Zam olayına karşı elimiz kolumuz bağlıydı, başka neler yapabiliriz diye düşünüyorduk. Ev arkadaşı alsak, part-time işe girsek, anket yapıyor ayağına evde form doldursak falan derken; Marks'ın Diyarbakır minibüsleri kadar hızlı çalışan zihnine bir fikir gelmiş ama virajı alamadığı için devrilmişti. Onu kaldırıp darbe raporu hazırlamamız lazımdı. Hemen bir darbe komisyonu kurduk. Sonra baktık ki, darbe falan yokmuş. Neyse sonra olduğunu anladık fakat malum zaman aşımı olmuş ve tekrar deneyiniz yazısı ile karşı kaşıya kalmıştık.

...
               
                 Özetle Marks'ın fikri şu idi; bu evi neden sahiplenip çözüm üretmeye çalışıyoruz ki, evi sahiplenmeyelim. Herkesin evi olsun, ortak çözelim ortak kalalım. Söyledikleri bana bir yerden tanıdık geliyordu ama sokakta yürürken klasik yapılan öne bakma hareketi ile tanımazlıktan geliyordum. Bu fikir duyunca elektrik faturasından korkup, kapalın sobanın yanında ısınma durumunu yaşamaya başladım. Isınma problemimden sonra uyumamız gerektiği üzerine fikir birliğine varıp odalarımıza çekildik.  Bu kadar girdaplı bir koşuşturmadan sonra nihayet yatıyordum.
                
                 Kalktığımızda ev epey kirliydi. Tanımadığım insanlar dolmuştu. Bana ait hiç bir şey kalmamış tüm özel eşyalarım genel modunda titreşiyordu. Marks diye bağırmaya başladım. Odaları gezip onu arıyordum. Sonunda salonda bir kaç kişi ile çay muhabbeti yaparken buldum. Evin hali ile ilgili konuşmaya başlamışken bana dönüp, pardon tanıyamadım, dedi. O an yıkılmıştım. Üzerine yürüdüğüm esnada....
               
                Neyse ki rüyaymış. Nasıl bir rüya ise artık. Kalkıp elimi yüzümü yıkadım. Marks'ın kapısını çaldım. Ses çıkmadı. Tekrar çaldım. Tekrar ses çıkmadı. Odaya girdim. Kimse yoktu. Sonra salona mutfağa baktım yoktu. Balkona baktığımda yine yoktu. Salona girdiğimde duvarda gördüğüm cümle, gördüğüm rüya ile birleşip, Marks'ın söylediklerine ikna etmişti.
                                                     
                                                 - Başka bir Dünya Mümkün!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder