5.
Bir anda uyandım. İnanılmaz bir ses vardı. Yavaş yavaş
sese adapte oldum. Ses bizim evden geliyordu ama malum ben evde değildim. Ses,
gerçekliğin ana belirtecidir. Belirteçtir. Marks nispet yapmak için son ses
Bismilli Zeko’yu açmış. Kahvaltısını balkona kurmuş. Kendine portakalları
sıkmış. Keyifli bir şekilde kahvaltı yapıyordu.
Toparlanıp ayaklandıktan sonra Bakunin’i gördüm.
Elinde sıcak pide ile biraz sebze vardı. Hemen taşları yan yana koydum. Biraz
çalı çırpı topladım. Ateşi yaktık. Çayımızı demledik, demlenmesini bekledik.
Denilir ya, bir şeylerin oturması için zamana ihtiyaç vardır. Bunu söyleyenler
insan beyninin işleyişini çok iyi biliyorlar. Unutun, unutalım… Demlenmiş
çayımızı içtik.
…
Etrafta dolanırken her zaman ki gibi banka oturmuş
Kant’ı gördüm. Rahatsız etmedim. Balkonda kitap okuyan Marks ile göz
göze geldik. Kitabını bırakıp içeri geçti. Etrafta sehpa masa karışımı bir
şeyler buldum. Hemen duvar dibine getirdim. Masanın enerjisi hemen kendini
gösterdi. Bir anda rüzgarlar esmeye başladı. Fırtınaya kapılanlar, fotoğraf
çektiriyordu. Kendimi korumak için hemen paketten çıkan kundire sarıldım.
Yırtıx Memo ile Çamur İso krizi hemen fırsata
çevirmişti. Bir ellerinde bavul diğerinde açık şemsiye kendilerini fırtınaya
kaptırıp memlekete gitmeye çalışıyorlardı. Fırtınalar kopma eylemine devam
ederken, Bakunin bir orkestra şefi edasında süzülüyordu ortalarda. Arada solo
atıyor, arada da elektro bağlamayı eline alıp yerlerde sürünüyor ve enerjiyi
doruğa çıkarıyordu.
Olaylar belli bir nizama oturdu derken bir anda tüm
her şey durdu. Güneş yakmaya, etraf ise git gide sararmaya başladı.
Uzaklardan biri geliyordu. Üstünde kalkanı, kılıcı, ve başında teflon tava.
Yaklaşamaya başlayınca, elleri ile başaklara dokundu. Başaklar ile özel bir bağ
kurmuştu. Ekolojik olarak tehlikeli hareketler… Bıraksan oracıkta değirmen
işine girişeceği çok belliydi. Sonra eğilip toprağı elleri arasında ovuşturdu.
Sanki yağlı bir yemek yemiş ama elini silememiş gibi hareket ediyordu.
Ritüellerini bitirdikten sonra duvar dibine doğru hızlıca koşmaya başladı. Onun
koşmasıyla ters yönde başka biri daha koşuyordu. İkisinin çarpışması yeni
getirdiğim masanın üstünde oldu.
Sonra savrulup kursilerine geçtiler. Marks ile
Bakunin’den başka kim olacak ki. Hemen çay servisini yaptım. Burunlardan
solunan havalardan sora solunum testi başarı ile sonuçlanmıştı. Çaylar servis
edilip şekerler karıştırıldıktan sonra ilk söz için hemen hamleler havada
uçuştu. İlk sözü kazanan Bakunindi.
- Ayıptır saa. Ne zaman senin evine
bu şekilde geldik benim babam. Yaptığın hoş değil, kafandaki kurnazlık
belirtileri boş değil.
- Bana laf atma Bakü. Geçen gece
balkonumun altında resmen karşı devrim girişimleri oldu. Dışardan hoşsan ama
boşsan bereday Bakü.
- Benle siyasi polemiğe girme. Dilinden
dökülenler doğamı kirletiyor.
- Bu doğa hepimizin Bakü.
- Çık git doğamdan marks. Buralar sana göre
değil.
- Sana 3+1 ev tutaydık Bakü.
- İnsanlığı o kafeslerde daha ne kadar
hapsedeceksiniz. Cezasını ödeyeceksiniz Marks.
- İntikam sebze ile pişirilecek yemek değil
Bakü.
- Çek
git buralardan Marks.
Tartışmaya kapılmışım. İkinci parti çay kaynamış
bitmiş. Herkes balkonlardan bu tartışmayı izliyormuş meğer. Keynes ile Adam
viskilerini yudumlayıp kahkaha atmakta, Satre ile Fanon tedirgin bir şekilde
izlemekte, Russel sakinliğini korumaya özen gösteriyordu. Ev arkadaşım Marks
ile Bakunin bu tartışması beni derinden yaralamaya başladı. Bende tartışmaya
dahil oldum.
- Gençler bizi ne hale düşürdünüz. Fiskayadan
aşağı atacağım kendimi, yeter artık heyran. Kaldıramıyorum artık.
Kaldıramıyorum. Arşimedd.
Buldum diye hemen koştum. Bir an geri gidersek böyle
olmadı. Buldum diye değil oğlım oğlım diye koşmaya başladım. Arşimet’in zilini
çaldım. Kapıyı geç açtı. Yarı çıplaktı. Hemen lafa girdim.
- Yaw bizim çayın demi tutmuyor heyran. Bu
işe bir çare bul. Bak evi de terk etmişim bari çayımızı ağzımızın tadı ile
içelim.
- Çermik hamamında ki hadiseden sonra
bıraktım bu işleri. Sert özeleştiri verdim haberin yok.
Bu sözlerden sonra kapıyı yüzüme kapattı. Tekrar
tartışma mekanına döndüm. Marks ile Bakunin hala tartışıyordu. Hemen dahil
oldum.
- Zamana ihtiyacımız var gençler.
Zaman deyince Marks ile Bakunin saatlerine bakıp.
Kalktılar. Bunu kaldıramadım herhalde. Gözlerimi açtığımda hastanedeydim.
Ağzında purosu, sağ eli belinde fotoğraf çektiren birini gördüm.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder